Osman Evcan için küresel eylem günü olarak duyurulan 23 Kasım
Çarşamba gününde, dünyanın bazı bölgelerindeki aktivistlerle eş zamanlı
olarak İstanbul Taksim’de, tramvay durağından başlanıp Galatasaray
Lisesi önüne kadar bir yürüyüş düzenlenecek.
- Yürüyüşe Vegan kolektifi, Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Toprak ve Özgürlük Kooperatifi, Direnişin Ritimleri ve anarşistler katılacak.
—————————————–
EYLEM ÇAĞRISI…
Sevgili dostlar ve yoldaşlar,
Bu çağrımız, Türkiye Cumhuriyeti zindanlarında yaşam savaşı veren vegan anarşist Osman Evcan içindir.
20 yıllık tutukluluğunun son 4 yılını Kırıkkale F Tipi Yüksek
Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda geçiren Osman Evcan, tüm
girişimlere rağmen bugüne kadar hapishane yönetiminin, hakkı olan
besinleri kendisine vermemesi üzerine 4 Kasım’da süresiz açlık grevine
başlamıştı ve her geçen gün durumu daha da ciddileşiyor.
Bizler, Osman’ın arkadaşları olarak dünya çapında kalbi Osman’la atan
bir çok yoldaşımız gibi 23 Kasım Çarşamba günü Osman’ı ve ailesini
devletin baskı aygıtlarına karşı verdiği mücadelede yanlız bırakmayıp
sokağa çıkacağımızı ifade etmek isteriz.
Kalbi cezaevlerinde baskı ve zulüm altında olan tutsaklarla atan herkesi dayanışmaya çağırıyoruz!
OSMAN EVCAN’A DERHAL VEGAN YEMEK!
ZİNDANLAR YIKILSIN!
VEGAN ANARŞİST OSMAN EVCAN’A ÖZGÜRLÜK!
Osman’ın arkadaşları
YER: TAKSİM TRAMVAY DURAĞI
TARİH: 23.11.2011 ÇARŞAMBA
SAAT: 19:00
Küresel Eylem Çağrısı: https://www.facebook.com/events/182656535156837/
Kampanya adresi: http://osmanayemek.tumblr.com/
21 Kasım 2011 Pazartesi
10 Temmuz 2011 Pazar
KARDEŞİME DOKUNMA!
Kadıköy
Moda Havuzbaşı'nda toplanan yaklaşık 300 kişi, geçtiğimiz hafta alkol
aldıkları gerekçesiyle 7 kişinin sokak ortasında dövülmesini protesto
etti. "Kardeşime Dokunma" söylemiyle düzenlenen protestoya Direnişin
Ritimleri de destek verdi. Protestoda okunan basın açıklamasını aşağıda
bulabilirsiniz:
BASINA ve KAMUOYUNA,
2 Temmuz 2011, gece yarısı Kadıköy Dr. İhsan Ünlüer Sokak’ta hunharca bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Sokak sakinleri, sokakta içen gençler, yoldan geçen vatandaşlar, çöp toplayan çocuklar kısacası o esnada sokakta her kim varsa, üzerlerinde “Hells Angels”, “Red Devils”, “Support 81 Turkey” yelek ve t-shirtleri bulunan bir grup saldırgan tarafından tartaklanmış, öldüresiye dövülmüş, bıçaklanmış, apartmanların pencerelerine taşlar ve şişeler fırlatılmıştır.
Bu olay basında yansıtıldığı gibi barda başlayıp sokağa taşınan, önceden varolan bir husumetin sonucu meydana gelen alelade bir sokak kavgası değildir. Olay öncesinde hatta olay boyunca hiçbir tartışma gerçekleşmemiştir. Saldırganlar planlı ve organize bir şekilde gelmişler, yaklaşık 10-15 kişilik bir grup sokağın giriş ve çıkışlarını tutup, geri kalan 20-25 kişi de sokakta önüne geleni darp etmeye başlamışlardır. Olay yeri adeta bir açıkhava işkencehanesine çevrilerek herkese fiziksel şiddet uygulanmış ve onlarca insan yaralanarak sokak kan gölü haline getirilmiştir.
Ayrıca, olaydan 10-15 gün kadar öncesinde, bu olayın provası gerçekleştirilmiş, hafta içi sakin bir akşamda yine aynı sokağa benzer bir pervasızlıkla giren saldırganlar, boşaltın sokağı, burada bir daha içki içilmeyecek nidalarıyla, sokakta içki içip sohbet eden 10-12 kişinin suratlarına biber gazı sıkıp saldırıda bulunmuşlardır. Medyanın bu olayın mağdurlarını yalnızca ‘sokakta içki içen bir grup genç’ olarak tanımlaması, saldırıya uğrayanların bu saldırının oluşumunda bir payı olabileceğini ima etmesi büyük bir haksızlık ve duyarsızlıktır. Medya, sokak sakinlerinin sokakta içki içilmesi ile ilgili şikayetlerinin bu olayın bir nedeni olmadığını; aralarında ast-üst ilişkisi olan bu motorsiklet çetesinin şiddet kültüründen beslenip bundan zevk aldığını ve bu grubu bu işe yönlendirmiş başka çıkar sahiplerinin olabileceğini de göz önüne almalıdır.
Saldırganların kimliklerini saklama gibi hiçbir çaba içerisinde olmaması ve saldırı yerine Kadife Sokak ve Haci Şükrü Sokak üzerinden gelip, yine aynı yollardan ellerini kollarını sallayarak uzaklaşmaları, çeşitli görgü tanıklarının ifadelerine göre olaydan sonra saldırganların bir kısmının barlar sokağında bazı mekanlarda rahatça içki içmeye devam etmeleri, polisin olay yerine geç gelmesi, olaydan 2-3 gün öncesinde kimileri tarafından bu saldırının gerçekleştirileceğinin biliniyor olması bu olayla ilgili diğer düşündürücü konulardır. Medyayı bu konuda haber yaparken tüm bu gerçekleri de göz önünde bulundurarak daha duyarlı ve sağduyulu bir tavır sergilemeye davet ediyoruz. Her ne gerekçeyle olursa olsun şiddet kültürünün üretilmesine ve desteklenmesine karşıyız. Sokaklar zorbaların, tacizcilerin, saldırganların, çetelerin değil orada yaşayan ve orayı yaşanır kılanlarındır.
KADIKÖY SAKİNLERİ
BASINA ve KAMUOYUNA,
2 Temmuz 2011, gece yarısı Kadıköy Dr. İhsan Ünlüer Sokak’ta hunharca bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Sokak sakinleri, sokakta içen gençler, yoldan geçen vatandaşlar, çöp toplayan çocuklar kısacası o esnada sokakta her kim varsa, üzerlerinde “Hells Angels”, “Red Devils”, “Support 81 Turkey” yelek ve t-shirtleri bulunan bir grup saldırgan tarafından tartaklanmış, öldüresiye dövülmüş, bıçaklanmış, apartmanların pencerelerine taşlar ve şişeler fırlatılmıştır.
Bu olay basında yansıtıldığı gibi barda başlayıp sokağa taşınan, önceden varolan bir husumetin sonucu meydana gelen alelade bir sokak kavgası değildir. Olay öncesinde hatta olay boyunca hiçbir tartışma gerçekleşmemiştir. Saldırganlar planlı ve organize bir şekilde gelmişler, yaklaşık 10-15 kişilik bir grup sokağın giriş ve çıkışlarını tutup, geri kalan 20-25 kişi de sokakta önüne geleni darp etmeye başlamışlardır. Olay yeri adeta bir açıkhava işkencehanesine çevrilerek herkese fiziksel şiddet uygulanmış ve onlarca insan yaralanarak sokak kan gölü haline getirilmiştir.
Ayrıca, olaydan 10-15 gün kadar öncesinde, bu olayın provası gerçekleştirilmiş, hafta içi sakin bir akşamda yine aynı sokağa benzer bir pervasızlıkla giren saldırganlar, boşaltın sokağı, burada bir daha içki içilmeyecek nidalarıyla, sokakta içki içip sohbet eden 10-12 kişinin suratlarına biber gazı sıkıp saldırıda bulunmuşlardır. Medyanın bu olayın mağdurlarını yalnızca ‘sokakta içki içen bir grup genç’ olarak tanımlaması, saldırıya uğrayanların bu saldırının oluşumunda bir payı olabileceğini ima etmesi büyük bir haksızlık ve duyarsızlıktır. Medya, sokak sakinlerinin sokakta içki içilmesi ile ilgili şikayetlerinin bu olayın bir nedeni olmadığını; aralarında ast-üst ilişkisi olan bu motorsiklet çetesinin şiddet kültüründen beslenip bundan zevk aldığını ve bu grubu bu işe yönlendirmiş başka çıkar sahiplerinin olabileceğini de göz önüne almalıdır.
Saldırganların kimliklerini saklama gibi hiçbir çaba içerisinde olmaması ve saldırı yerine Kadife Sokak ve Haci Şükrü Sokak üzerinden gelip, yine aynı yollardan ellerini kollarını sallayarak uzaklaşmaları, çeşitli görgü tanıklarının ifadelerine göre olaydan sonra saldırganların bir kısmının barlar sokağında bazı mekanlarda rahatça içki içmeye devam etmeleri, polisin olay yerine geç gelmesi, olaydan 2-3 gün öncesinde kimileri tarafından bu saldırının gerçekleştirileceğinin biliniyor olması bu olayla ilgili diğer düşündürücü konulardır. Medyayı bu konuda haber yaparken tüm bu gerçekleri de göz önünde bulundurarak daha duyarlı ve sağduyulu bir tavır sergilemeye davet ediyoruz. Her ne gerekçeyle olursa olsun şiddet kültürünün üretilmesine ve desteklenmesine karşıyız. Sokaklar zorbaların, tacizcilerin, saldırganların, çetelerin değil orada yaşayan ve orayı yaşanır kılanlarındır.
KADIKÖY SAKİNLERİ
23 Haziran 2011 Perşembe
Mango ve English Time'da Müzikli Protesto
Transfobi ve homofobi karşıtları bir trans bireyin
kaydını yapmayan English Time dil kursunu ve başka bir trans bireyin
kadın kabininde giyinmesini engelleyen Mango mağazasını basarak
ayrımcılığı müzikle protesto etti.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
Bir grup transfobi ve homofobi karşıtı English Time dil kursunda ve Mango mağazasında trans kadınlara yapılan ayrımcılığı protesto etmek için Direnişin Ritimleri ile müzikli eylem yaptı.
English Time dil kursunda bir trans kadının kaydının yapılmaması ve Mango mağazasında yine trans bir kadının kadın kabininde giyinmek istemesinin engelenmesi üzerine 60- 70 kişilk grup dün gece önce kursa ardında mağazaya girerek eylem yaptı.
22 Haziran eylemine katılanlardan Rüzgar Gökçe bu iki olay üzerine kulaktan kulağa örgülenerek Direniş ritm grubu ile birlikte saat 9:15 gibi önce English Time binasına girdiklerini söyledi. Burada Asya yaşadığı ayrımcılığı megafon ile anlatmış.
Ardından Mango mağazasına gidip aynı eylemi devam ettirmişler, burada da Merve megafonla yaşadığı durumu anlatmış.
"Anonsla ikaz etmişler"
Gökçe, Mango mağazasında Merve adlı trans kadının yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Merve, kadın kabininde giyinmek istemiş. Önce görevli yanına gelip erkek kabinine gitmesini söylemiş. Merve bunu reddedince mağazadan anons yapılıp ikaz edilmiş. Bunun üzerine bir sürü insan Merve'nin yanına gelip bakmış. Tabii ki bu çok rencide edici bir durum. O da çıkmış mağazadan."
"Beş ay kursa almamışlar"
Gökçe, English Time dil kursunda trans bir kadın olan Asya'nın uğradığı ayrımcılığı şöyle aktardı:
"Asya kursa gidip kayıt yaptırmak istemiş ancak nüfus cüzdanının mavi olduğunu gördüklerinden sonra 'sınıf açılmadı, yer yok' bahanesiyle beş ay boyunca kursa başlatmamışlar. Dün bunun gerçek olup olmadığını öğrenmek için hetero bir arkadaşımız kayıt yaptırdı ve pazartesiye başlayabileceği söylendi. Asya tekrar gidip sorduğunda ise yine kabul edilmedi."
"Şirket politikasıysa vahim"
Bu iki kurumda yaşananların şirket politikası olmadığını umduğunu söyleyen Gökçe, "Eğer şirket politikasıysa çok vahim bir durum ama bence burada çalışanların insiyatifi ile oluşan bir ayrımcılık söz konusu. Umarız budan sonra tutumlarını değiştirirler" dedi.
Direnişin Ritimleri nedir ?
2009'da IMF'yi protesto etmek için İstanbul ayağı kurulan uluslarası müzik eylem grubu. Kendilerini sambayı politik bir eylem olarak kullanan anti-militarist, anti-kapitalist ve anti-otoriter aktivistler olarak tanımlıyorlar. Londra merkezli grup (Reclaim The Streets) "Sokakları Geri Al"in açık karnaval bölümü olarak 2000'de kurulan Rythms of Resistance, (RoR), eylemlerimiz "Kapitalizmin, sömürünün, homofobinin, transfobinin,türcülügün, ayrımcılığın, savaşın, baskınin, ırkçılığın ve cinsiyetçiligin antitezidir" diyor. Eylem dışında müzik yapmayan grup 15-20 kişiden oluşuyor ve enstrüman olarak davulun her çeşidini kullanıyorlar. (NV/ŞA)
Mango eyleminin videosunu izlemek için tıklayınız.
English Time eyleminin videosunu izlemek için tıklayınız.
22 Haziran 2011 Çarşamba
19 Haziran 2011 Pazar
1 Mayıs 2011 Pazar
1 Mayıs’ta Gökkuşağı Bayrağı Altındaydık
Taksim’deki 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarına lgbt
(lezbiyen, gey, biseksüel ve trans) emekçiler ve homo/bi/transfobi
karşıtları gökkuşağı bayrağı altında katıldı.İstanbul LGBTT ve Lambdaistanbul‘un çağrısıyla kurulan LGBT kortejinde “Kapitalizme karşı LGBT’ler Burada”
ortak pankartı, gökkuşağı bayrakları ve “Seks İşçiliği de İştir”, “LGBT
Emek Sesini Yükselt”, “Üniversiteli LGBT’ler Burada”, “Trans
Cinayetleri Politiktir”, “Homo-, bi-, transfobik Devrim İstemiyoruz”,
“Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Anayasaya Eklensin” dövizleri
taşındı. Bazı sloganlar da şöyleydi:
Okuluma Dokunma İnisiyatifi, İmece Toplumun Şehircilik Hareketi ve Göçmen Dayanışma Ağı‘nın arasında oluşturulan LGBT korteji Taksim meydanına Şişli yönünden girdi. Üniversite lgbt kulüpleri, ve seks işçilerine yönelik çalışan Kadın Kapısı Derneği de kortejdeydi.
Yürüyüş, “Direnişin Ritimleri” samba bandosu eşliğinde çok coşkulu ve eğlenceli geçti. Kortej meydana girdiğinde, geçen yılın aksine, kürsüden “Homofobi ve transfobiye karşı mücadele edenler hoşgeldiniz”, “Üniversiteli lgbt’ler hoşgeldiniz” anonsuyla karşılandı.
Lambdaistanbul 1 Mayıs çağrısında, iş hayatında da ayrımcılığa
uğrayan, işe alınmayan, işten atılan, nefret cinayetleri sonucu
öldürülen, başta seks işçileri olmak üzere esnek, güvencesiz, kuralsız
çalışan LGBT’lerin taleplerini şu şekilde sıraladı:
- “gelsin baba, gelsin devlet, gelsin cop, inadına isyan, inadına isyan, inadına özgürlük”
- “nefret öldürüyor, devlet bunu görmüyor”
- “yaşasın 1 mayıs, yaşasın eşcinsel mücadelemiz”
- “kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiçbirimiz”
- “dünya yerinden oynar, ibneler özgür olsa”
- “okulda, işte, mecliste, eşcinseller her yerde, kabul et ya da etme”
- “hür doğdum hür yaşarım” şarkısı
Okuluma Dokunma İnisiyatifi, İmece Toplumun Şehircilik Hareketi ve Göçmen Dayanışma Ağı‘nın arasında oluşturulan LGBT korteji Taksim meydanına Şişli yönünden girdi. Üniversite lgbt kulüpleri, ve seks işçilerine yönelik çalışan Kadın Kapısı Derneği de kortejdeydi.
Yürüyüş, “Direnişin Ritimleri” samba bandosu eşliğinde çok coşkulu ve eğlenceli geçti. Kortej meydana girdiğinde, geçen yılın aksine, kürsüden “Homofobi ve transfobiye karşı mücadele edenler hoşgeldiniz”, “Üniversiteli lgbt’ler hoşgeldiniz” anonsuyla karşılandı.
- Anayasanın vatandaşların yasalar önünde eşitliğini vurgulayan 10. maddesine “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ibareleri eklenmeli ve tüm işçi ve emekçileri etkileyen iş güvenliği yasaları ile ilgili düzenlemelerle birlikte hayata geçirilmelidir.
- Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği sebebiyle LGBT bireylerin iş hayatında karşılaştığı sorunlar ortadan kaldırılmalıdır. Tüm sendikalarda LGBT komisyonları oluşturulmalı, çalışma alanlarında LGBT hakları sendikalarca tanınmalıdır.
- LGBT bireyler her gün yaşamın her alanında ayrımcılığa maruz kalmakta, taciz edilmekte hatta cinayete kurban gitmektedir. 2007 yılında bu yana haberdar olabildiğimiz 47 LGBT arkadaşımız öldürüldü. Toplumda ötekileştirilen yalnız bırakılan tüm bireylerin insanca yaşam hakkı için yasal ve toplumsal çalışmalarla bu ayrımcılığa ve bu ölümlere dur denilmelidir.
- Emek, demokrasi, barış, özgürlük için mücadele eden kesimler LGBT bireylerin hakları konusunda duyarlılığını artırmalıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
